en_US
en
off
Mobile View
Desktop View
Şiir ve Deneme
11201

HODBİN MİSİN ?

İnsan yalnız kalınca düşünür çoğu şeyleri…  Her şeye daha fazla zaman ayırır. Mesela aklındakilere ve kalbindekilere öyle değil mi ? Ben öyle yaparım mesela hiç aklında yokken düşünürüm onu. Aklıma gelir canım sıkılır kalbim sıkışır ama o zaman bilirim ki benim hayatıma devam etmem gerekiyor.  Belki biraz eksik belki biraz ruhsuz…

 Ama her şey çok güzel olacak düşüncesini aklımdan çıkarmadan.

“her şey çok güzel olacak ve göreceksin “

Sen mesela neyi  düşünürsün?  Çok mu acı çektin seni çok mu yıprattı belki de daha farklı şeyler kim bilir.

Unutma formül değişir ama sonuç asla değişmez.  

Nasıl düşündüğünün neyi düşündüğünün bir önemi olmaz bu hayatta.  Çünkü herkes olabildiğine hodbin.  Seni sevdiğini düşünürsün,  sensiz bu hayatı idame ettiremeyeceğini düşünürüsün, ben olmazsam o olmaz dersin ama bilmezsin ki aslında ikinizde en çok kendinizi seviyorsunuz. Çünkü biliyorsun o olmazsa sen de yok olursun, o olmazsa nasıl sevildiğini bilmeyeceksin,  o  olmazsa sen hayatına devam edemeyeceğini bilirsin.

Bilmiyorsun dimi ne kadar hodbin olduğunu. Ama maalesef ki sen hodbinsin dostum.  

Bende hodbinim sende o da başkası da …

Çünkü sen ancak kendini seversen  başkalarını sevebilirsin. bu yüzden hodbin olduğun için kendine kızma ve en çok kendini sev. 

Sev ki bütün insanları sevesinn 


MENİCE KAZAN 




Bir varmış bir yokmuş diye baslar bütün masallar… İnsanlar da bir var olur bir yok olur… Bir var eder bir de yıkar... Hoş geldin yıkılanım, derdim, tasam dostum kısacası kısa zamanda her şey olan yüreğim… Öyle safsın öyle masumsun ki sevmeyi de biliyorsun sevilmeyi de… Diyordun ya hani; belki bir gün her şey çok güzel olacak bir gün her şey eskiyecek ve yok olup gidecek. Evet, o gün işte bugün.

 Her şey güzel olacak.

Menice KAZAN


Bazen dalarsın…

Geçmişe dönüp bakmak için. Kaybettiklerine ve kazandıklarına..

Kaybettiklerine keşkeler savurursun, pişman olursun yaptığın hatalardan dolayı dimi?

Bende oldum ve akabinde şunları yaşadım:

Nerde bir hata, keşke diyeceğim bir şey varsa aldı beni içine çekti ve ben hiçbir zaman hayır diyemedi

olmadı yani denedim,

 yapmaya çalıştım

yine denedim

ama bu sefer de yapamadım

beceremedim .

Her seferinde “Evet bu sefer çok güzel olacak bir daha aynı şeyi yapmayacağım “desem de olmadı.

Hep hata yapmayacağım günü bekledim

Bekledim, bekledim , bekledim

Sonra keşkelerimi yok etmek için bekledim

Anlayacağın hep bekledim

Ama sonuç değişmiyor.

Her seferinde güneş gören bukalemun misali başka bir renge büründü.

Çekip alamıyorsun kendini

Ta ki onlarla yaşamaya başladığımda değişti her şey

Çiçek açmayan bahçem renklenmeye başladı 

Begonviller,  laleler, sümbüller , güller goncalar verip açmaya başladı.

Bu hayatımda görebileceğim en güzel mucizeydi...


 “ Hatalarını yok etmeye değil onlarla birlikte yaşamaya alışmayı seç. Onlar zaten seni bir bir terk eder.”


MENİCE KAZAN 





DALGA MISIN YOKSA KAYA MI ?


Sana şuan içimde kabuk bağlayan yaralımdan bahsetmek istesem dinlemek ister misin, ortak olur musun duygularıma?

Sana eski aşklarımdan bahsetmeyeceğim tabi ki de.

Sadece seninle dertleşmek istiyorum.

Şuan sahil kenarında oturduğumuzu farz et. Sadece dalgaların kayaları dövüşüne odaklan. Orda ne görüyorsun. Sadece bir kaya ve dalga mı, yoksa hayatla boğuşurken ki halini  mi ?

Biliyorsun dalgalar bazen çok hırçın olur, deler deşer kayaları.

 Kayalar ise sadece durur yerinde ve dalgaların dinginleşeceği saati bekler. 

 Sence sen kaya mısın yoksa dalga mısın?

Ben mesela kendimi kaya gibi hissediyorum.  Evet, kaya senin için sağlam, güçlü anlamlarını ifade edebilir ama aslında hiç de öyle olmayan bir varlıktır. Kaya da zamanla suyun sürekliliğine karşı koyamadığı için aşınan bir varlık. Senin için bir varlık mı onu da bilemeyeceğim. Aslında çok narin ve sessizdir o. Kimse bilmese de kimse önemsemede benim için en büyük nimettir.” Taş gibi sağlam ol” derler ama bilmezler ki her sağlamlık senden daha güçlü varlık çıkana kadardır.

  Ben yine dağıttım konuyu sanırım .  Dertleşmek isteyince nerden girip nerden çıkacağımı bilemiyor olabilirim. Çünkü insan çok şey yaşayınca nerden girip nerden çıkacağını bilemiyor olabiliyor.

Sana bir sır vereyim mi sanırım ben aynı anda çok şey düşünme kabiliyetine sahibim. Bazen ne düşüneceğimi ben bile kestiremiyorum o yüzden ufak tefek sorunlarımı mazur gör. Bu güne kadar bana kimse senin kadar hoşgörülü davranmadı.

İyi ki seni tanımakta geç kalmamışım 

iyi ki varsın 

 BENLİĞİM.

MENİCE KAZAN

Merhaba ..

Nasılsın bugün

Kendini nasıl hissediyorsun

Benimle yine dert ortağı olacak kadar iyi misin ?

Ya da beraber dağılmak ister misin ?

Kendimi çıkmazlarda gibi hissediyorum.

Sokağın başına atılmış,  gelene geçene avucunu açan minik kalpli kız gibi hissediyorum.

Bir lira fazladan verilse mutlu olacaktım.

Çünkü tüm derdim karnımı doyuracak kadar para kazanmaktı aslında

 Ama hep itildim, kakıldım, kimse sevmedi beni,

O imrendiğim arkadaşlıklara sahip olamadım.

Aslında sahip olmak istediğim hiçbir şeye sahip olamadım.

Çünkü sahip olmak için hiç zamanım olmadı.

Erken büyüttüler, hayatın meşaketli yolarına erken yaşta itildim

Daha 8 yaşımda çok para kazanacaksın dediler bugün az kazandın yarın daha fazla hep daha fazla …

Evet, para bu kadar önemliydi çünkü

Oysa benim için para karnım doyana kadar ki bir ihtiyaçtan fazla değildi.

Ben senin oyun oynadığın, ip atladığın yaşta kadın oldum.

Çünkü beni senin gibi koruyan annem- babam olmadı.

Kimse, mis kokulu kızım diye sevmedi.

Arkadaşlarım beni döverken beni koruyan kimsem olmadı.

Nasıl annene her gün “ offf anne yine mi ?” diyorsun.

Senin bu dediğine inanmak istemiyorum.

Böylesine muhteşem bir insana sen nasıl olur da bunları diyebilirsin.

Ah annem, ahhh !

Keşke yanımda olsan, sana sarılsam, beni sevsen, beni kollasan..

Bak kimse beni anlamıyor. Sensizlik nasıl bir duygu bilmiyorlar bile.

Seni özlüyorum…

Gittiğin yer çok soğuk mu annecim.

Sende benim gibi çok üşüyor musun?

Ben geceleri uyuyamıyorum, çok üşüyorum.

Sanırım kimse beni senin sevdiğin kadar sevmiyor annecim.

Hikâyemi neden kimse merak etmiyor dersin annecim,

 Aslında bana merhaba deseler ilk anlatacağım kişi sen olurdun.

Seni seviyorum kendine iyi bak.

 Ben kendime bakamıyor olsam da sen kendine iyi bak

… 

MENİCE KAZAN






Umutlarımı tazeledim bugün

Sırf yarına daha güçlü uyanabilmek için

Soruyorum sana.

Senin umudunu yitirdiğin zamanların oldu mu ?

Yok ben yapamam edemem dediğin zamanların oldu mu ?

Yani illa ki olmuştur diyorsundur şuan.

Ama aklına şu gelmiyor ki sen yoktan var olmuş bir canlısın

Sen imkansızı başarmış bir mahluksun

Neden umudun yitirirsin?

Neden mutsuz olursun sen?

Oysaki beş dakika sonra ne olacağını bilmiyoruz.

Evet şuan acı çekiyor olabilirsin, sevgilinden ayrılmış olabilirsin, paran olmayabilir ama en kötüsü mutsuz olabilirsin. Bu saydığım nedenler senin mutlu ve umutlu olmana engel değil. Şükretmek için çok nedenin var biliyorsun dimi?

Mesela şuan bu yazdıklarımı okuyabiliyor olmana bile şükredebilirsin. Kolun olmayabilirdi ya da bacağın?

Hiç düşündün mü ya bacağın bir teki olmasaydı?

Nasıl olurdu yaşayabilir miydin?

Ya da o istediğin ihtişamlı hayati yine arzu edebilir miydin?

Cevabın hayırsa otur ve düşün o zaman.

Ben neden geldim dünyaya?

Neden buradayım?

Hepimiz büyüyüp gelişmeye, para kazanmaya gelmedik herhalde.

Evet, bunlar hayatın bir parçası ama tamamı değil. Para bir araç bizim için. Fizyolojik ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğimiz cansız, aslında çokta değeri olmayan bir nesne. Şuan bahsettiğim nesnenin kölesi olmuş bir nesilde büyüyüp gelişiyoruz ürüyoruz, üreyeceğiz de. Ama bu bizim için asla bir amaç olmamalı. Yarına paradan daha önemli bırakmamız gereken çok daha önemli şeyler var. Ve biz bunları unutmuş vaziyetteyiz. Yaşamımızın her alanını, her amacımızın arkasına hep daha fazla, daha fazla, daha fazlası olsun. Peki, sen bunları yapabilmek için yarına ne saklıyorsun. Sadece para mı ? Yoksa almak istediğin ev araba mı? Ya arabanı kullanacak bir kolun olmazsa?

Sen burada düşünedur.

 Bende güzel umutlarımla uyumaya bırakıyorum kendimi.

Belki yarın?


MENİCE KAZAN

Acıların bölüşülmesi değil, sevinçlerin bölüşülmesidir dostluğu yaratan …


Friedrich Nietzsche


Küçükken en çok ne yapmak isterdin.

 Büyük bir uçurtma mı, ?

Sabahtan akşama kadar arkadaşlarınla eğlenmek mi?

Bayram da topladığın harçlıklarla istediğin kadar abur cubur almak mı?

 Ya da benim gibi bir gün en çok gözyaşını ben toplayacağım hırsı mı ?

Evet, her gün ağlardım, ağlatılırdım, kimi zaman istediğim bir şey alınmadı diye, kimi zaman arkadaşlarımla çok oynadım diye,

 Kimi zaman da itaatsizlik ettim diye.

Dam da yatardık o zamanlar ve bu da benim işime gelirdi

Düşünsene gökyüzünün sana ait olduğunu

Kocaman Samanyolu artık senin ve doyasıya ağlamakta.

 Her gece o eşsiz gökyüzüne karşı ağlardım

 ve biliyordum o an bütün yıldızlar bana şahitlik ederdi ve benim sessiz çığlıklarımı izlerdi.

Çok gülen bir çocuktum oysaki

Yani beni herkes öyle bilirdi. Aslını kimse merak edip sormazdı

Ben de anlatma meraklısı bir çocuk değildim zaten.

Çünkü benim sırdaşım vardı. Onlara her şeyimi anlattığım, istediğim zaman küstüğüm, çok fazla sevdiğim, her daim yanımda olduğuna inandığım birileri vardı.

İşte onlar Yıldızlardı.

Herkesten daha önemli olmaları belki de bu yüzdendi.

Konuşmuyorlardı ama beni anladıklarını, benim yanımda olduklarını hissediyordum.

John Fowles söyle diyordu bir kitabında:

 “görmek istediklerine gözlerini kapatabilirsin; ama hissetmek istemediklerine kalbini kapatamazsın!”

Hissettiğin bir şeye inanırsın, içselleştirirsin

 Sanki seninmişçesine

Şimdi her gece gökyüzüne baktığımda aklıma çocukluğum gelir,

Masumiyetimi, yıldızların sessizce sezilişini, çocukluğumu özlediğim o günlere…

MENİCE KAZAN 

Zikri Güzelleştiren Şarkılar

Zihnimi, zikri güzel şarkılara emanet ettim.

Çünkü biliyorum ki, dinlediğim şarkıların güzelliği zihnimin dibinde kalan  minnacık güzelliklerin kıvılcımlanıp alevlenmesini sağlayacaktı. Şuan da olduğu gibi. Şimdi Ezginin Günlüğünün Küçücüğüm şarkısını dinlemekteyim.

Zihnimi yıkıyor, arındırıyor, tortulanmış, kirlenmiş ne varsa temizliyor.

Kısacası ruhumu güzelleştiriyor, çiçek açıyor sol yanımda ve tüm bedenimde …

​MENİCE KAZAN

Sevdim birini saçlarımı kesecek kadar

Sevdim birini tüm benliğimi ona adayacak kadar

Sevdim birini tüm acılarla boğuşurken gözlerinin içine bakarken gülecek kadar

Sevdim birini kimsenin onu sevmeyeceği kadar

Sevdim birini işte

Beni sevmemesine rağmen sevdim ..

Sevdim birini işte

Öylesine ya da böylesine …

MENİCE KAZAN

Nereden başlanır öyle bir konuya bilmedim

Sahip olduğum özelliklerden dolayı Kendimi çoğu zaman suçladığımı itiraf etmek istiyorum

Hep insanları daha çok düşünürüm. Kendimi nereye koyduğumun çok bir önemi yok aslında. Çünkü onların benim hakkımda düşünecekleri şeyleri hep daha çok önemsedim. Ben ne yapmak istiyorum gibi bir düşünce olmaz benim ütopyamda. Benim için başkaları vardı. Hep o ne düşünür ne yapar ne eder. Kafamı tilkiler kurcalar ve kaçar sonra düşüncelerimle ve yaptığım hatalarla ben yine kalakalırım bir başıma. Çünkü ben çoktan kalmıştım bir başıma. Düşüne dururdum yaptığım hataları, çıkış yolları arar dururdum. Ta ki bulana kadar. Kimi elimde boş kalırdı kimi zaman başardığımı hissederdim.

MENİCE KAZAN 

Bir insan kadın olduğu için kendini neden suçlu hisseder?

Oysaki kadın olmak kutsal bir mertebedir. Yoksa öyle değil mi? Hepimiz kandırıldık mı?

Bütün toplumlarda, bütün dinlerde kadının yeri çok ayrıdır. Ama neden Kadın olduğum için kendimi suçlu hissediyorum?

 Ben cüretkâr bir kadınım. Vicdanımın beni rahatsız etmeyeceği her şeyi yapabilecek, güçlü olduğunu düşünen bir insanım. Kadın olmaktan çok daha fazlası olduğumu düşündüğüm zamanlarım çok oldu. Hakkım olanı almaya çalıştığım ve bunu yapmaktan pişman olmadığım zamanlarım da.

Ben özgür olduğumu düşünürdüm. Tabi ki beni kapattıkları kutunun içinde bir o yana bir bu yana gittiğimde farkına vardım. Bu toplumda seni bir başına bırakırlar yani sen öyle olduğunu düşünürsün. Aslında hep kontrol altındasın. Kimsenin kontrolü dışında bir davranışta bulunman, herhangi bir şey söylemen suçtur. Bu senin hakkın! Senin onu yapman gerekiyor biliyorsun. Ama hep çevrende bir şeyler seni istediklerine ulaşmana engel oluyor. Bu kimi zaman ki insanlar kimi zaman da içinde yaşadığın normları içselleştirmen ile alakalı olabiliyor


MENİCE KAZAN

BENİ HEP GÜLERKEN HATIRLA


Eğer bir gün ölürsem beni gülerken hatırla

Mezarımın başına çiçek ekmeyi, her hafta bir kere de olsa sulamayı ihmal etme

Eğer bir gün ölürsem arkamdan ağlama.

Çünkü bu dünyaya daha fazla tahammülüm kalmadı

Herkesin çıkarları uğruna başka insanları harcamasına, adaletsiz oluşun, güçlülerin zayıfları ezdiği nir dünyaya tahammülüm kalmadı.

Ölüm benim bir kurtuluş artık.

Bu  yüzden bu dünyadan gittim diye ne olur ağlama.

Ben gideceğim yerde çok mutlu olacağımdan eminim.

Eğer bir gün ölürsem mezarım çiçek bahçesi gibi olsun isterim.

Çünkü insanlar mezarıma bakarken beni öldükten sonra bile mutlu görsün isterim.

Ben mezarı çiçek atmış insanın diğer diyarda mutlu olduğuna inanıyorum.

İşte bu yüzden çiçek ekin, sulayın beni.

Eğer bir gün ölürsem beni gülerken hatırla.


MENİCE KAZAN


BUGÜN KENDİNE BİR İYİLİK YAP 

Güneş görmeyen evin perdelerini açtım.

GöğSümü güneşe doğrulup kollarımı açtım.

Hissediyor musun şuan hissettiğim huzuru,  görüyor musun tebessümümü…

Açmadığım kapıları açtım bugün. İçimi yiyip bitiren kuşkular, korkular dışarı çıksın diye

Biliyor musun bunlar yapmak için ne çok geç kalmışım

Sence de perdelerini ve kapılarını açmanın vakti gelmedi mi?

Korkuyor musun yapmam diye

Korkma ben yanımda olacağım ve herkesten çok ben senin yanında olacağım

Hadi başlayalım o zaman

Önce perdelerini aç ve gözlerin kapat güneşi bedeninde hisset çünkü birazdan kapılarını da açacaksın ve korkuların da dışarı çıkacak

Bugün kendine yaptığın iyilik yarın için bir hazine

Unutma !

MENİCE KAZAN

ESKİ SEVGİLİYE

Bu aralar her zamanki gibi aklımda sen varsın. İtiraf etmeliyim ki seni merak ediyorum. Ne yaptığını, kiminle olduğunu, şimdi nasıl göründüğünü…

Sahi aklına düşüyor muyum bende?  Benim seni gece gündüz düşündüğüm gibi sen de beni düşüyor musun?

Merak ettiğim şeyler var aslında. Ama boş ver! Geçen gün Burcu bana “fazla meraklısın başına bir dert açacak dert açacak bu merakın” dedi. Sahi öyle mi dersin?

Hayatıma seni aldığım günden sonra benim başıma daha kötü bir şey gelmeyeceğini düşüyorum. Çünkü herkes hayatı boyunca bir yıkım yaşardı ve ben en büyük yıkımım senin hayatıma girişin oldu. Fazlasıyla kırgınım ve toparlanamıyorum. Açıkçası nereden başlamam gerektiğini de bilmiyorum. Her şeyi yine yüzüme gözüme bulaştıracağımdan korkuyorum . Kaçmalarım, susmalarım bu yüzden..

Ben konuşursam sanki herkes kırılacakmış gibi hissediyorum bazen kendime inanamıyorum. Nasıl olurda konuşmaktan yorulur susardım

Yorulmadığım bir şey varsa o da yazmak. Sonsuza kadar yazabilirim. İki parmağım arasına sıkıştırdığım kalemim ve altında yatan kâğıt. Yazabilirim sonsuza kadar içimi buraya dökebilirim.

Yalnızlaştık. İnsan insana yetmediği için, anlamadığı için mi ya da anladığı halde bir şey yapmadığı için.

MENİCE KAZAN

KADIN NEDİR? 

Kadın , lütaratür de bin bir anlamı olan bir sözcüktür.

Kimisine göre dişi cinsinde olan insan, kimisine göre kapatilizmin köleleştirdiği insan,  kimisine göre meta…

Sen kadını nasıl tanımlarsın?

Gerçekten dişi bir insan mı yoksa meta mı?

Çevren seni ne kadar değerli hissettiriyor?

Kendini bir kadın olarak ne kadar değerli  hissediyorsun?

Kadın bir toplumun olmazsa olmazıdır. Çünkü toplumlar devingendir. Sürekli olarak devam etmesi gerekiyor ki devam edebilesin. Toplumların devingen olabilmesinin başat koşulu da DİŞİ varlıklardır. Dişi varlıklar aslında toplumlar için o kadar değerli varlıklar ki eril varlıklar tarafından el üstünde tutulmasa gerekiyor. Bu pozitif bir ayrımcılıkta düşünülebilir bir nevi. Çünkü günümüz toplumlarında kadının çok güçlü olmasının yanında zayıf yönlerinin olduğu yadsınamaz bir durum. Bu yüzden bütün dişi varlıkları baz alarak bir konuyu yorumlamak kendimce daha mantıklı buluyorum.

 İlkel toplumlardan bu yana ataerkil toplumların değişkenlik göstermiş hali ile karşı karşıya kaldık ve kalıyoruz da!

Ataerkil toplumlarda Kadın olmak zordur. Çünkü itaat etmen gereken eşin, baban, ağabeyin, erkek kardeşin(!) hatta amcan dayın bile vardır.  İşte bu yüzden kadın olmak zordur. Özgür olduğumuzu sandığımız toplumda bile bizi bir kapanın içine alırlar ve al sana özgürlük derler. Gezmek, eğlenmek, istediğin bir yere gitmek çok ayıp olan şeyler ve yapıldığı zamanda ayıplanırsın. Çünkü sen sana sunulan özgürlüğün dışına çıkmışsındır. Evet özgür olduğunu sandığın!

Hepimizi kandırıyorlar. Hepimiz kendimizi özgür,  istediğimiz her şeyi yapabileceğimizi sanıyoruz. Aklına hiç küçükken sana içselleştirmeye  çalıştıkları normlarını düşündün mü ? Sen kızsın senin öyle şeyler yapman ayıp, kadın naiftir, hassastır, hemen kırılır, çiçektir. Kime göre öyleyiz? Ben kendimi hiç hassas hissetmedim. Çünkü beni yıkmaya çalışan darbeler daha da güçlendirdi. Bu kadın olduğum için taşımamam gereken bir kavram. İşte bu yüzden güçlüyüm.

MENİCE KAZAN

KENDİN OL KENDİ HİKÂYENİN KAHRAMANI OL

Ne zor kendini toplumda birilerine olduğun gibi kabul ettirmek. Ne yaparsan yap hep eksik ya da onların perspektifinden yanlış olan alana yönelirler. Hep daha iyisini beklerler. Biraz olsun çıksan onların belirlediği çizginin dışına hatalı olursun. Unutma sen birilerinin beklentilerini gerçekleştirmek ya da egolarını tatmin etmelerini sağlamak için gelmedin dünyaya. Hayat tekrarı olmayan bir süreç ve bu süreçte yapman gereken kendin olmak, başkalarının seni kumanda etmesine izin vermemek. Yaptığın herşeyi önce kendin için yap. Sadece birileri seni beğensin seni kabul etsin diye kendin olmaktan vazgeçip onların verdiği direktiflerle hayatını sürdürmek en çok seni yorar. Her düştüğünde kalkmak için birinin sana direktif vermesini beklersin, kendi başına tek hamlede kurtulabileceğin bir durum içinde olsan bile bunu fark edemezsin. Bu yüzden hayatında bir şekilde yer alan zorbalardan kurtul… Bunlar her kim ya da her ne olursa olsun… Yaptığın hatalar senin olduğu sürece güzeldir. Hataların senin olduğu sürece onları düzeltebilirsin. Bu senin hikâyen bu hikâyede esas kahraman sen olmalısın. Unutma hayattaki en önemli şey insanın kendi olmasıdır.

M.Sarıkaya

BEN NE KADAR BENİM ?

Toplumun içinde nereye aitsin ?
Toplum seni hangi tabakaya yerleştirdi ?
Alt tabaka mi yoksa üst tabaka mi ?
 Hangi normlara uymak zorundasın k
Topluma ne kadar aitsin ve toplum seni ne kadar içine alıyor? 
Sen toplum için ne kadar önemli bir bireysin ? 
Cevaplanmasi gereken çok soru var. Hepsine birden cevap vermek yerine sırayla gideceğiz. Toplum sonu gelmeyen bir bir şeydir. İnsanlar üreme yetisine sahip oldukça üreyeceğiz ve bu bizden sonra gelecek olan nesil içinde geçerli olacak. Cocuklarimiz olacak, çocuklarımız çocukları vs vs sürüyup gidecek. Çocuklarımızı toplum biz yetişeceğiz biz egitecegiz.  Çocuk sence kim ? Anneye mi çekiyor babaya mi ? Huyu suyu kime çekmeli ? Cocuk sensin.  Cocuk diye buyuttumuz bireyler aslında bizim kendi kişiliğimizdir. Herkes   Kendini büyütüyor. Sen nasılsan çocuğun o şekilde büyüyor. Bu yüzden herkes  kendi kişiliğini terbiye Edip çocuk sahip olmalidir.  
Toplum tüm bu süreçlerden oluşuyor. Kimi toplumda kadın  sözü geçer kimi toplumda erkek kimi de toplumda da normatiftir. Kimin sozu geçeğine mevcut durumlar karar verir. Senin bir toplumda hangi konumda olduğuna içinde bulunduğun toplum karar verir. Kadınsan ve erkek sözü hakimse her konuda işin zordur. Çünkü senin kim olduğunun nasıl bir kadın oldugunun önemli yoktur. Değerlendirilen tek şey senin cinsiyetindir. Bu yüzden toplumca sen her  zamanda ikinci bazen üçüncü bazen de dördüncü plandasindir. Toplum seni en alt tabakalara sen dünyaya geldiğin gün yerleştirmiş ve senin bu girdaptan kurtulma şansın yoktur. Kurtulmak istesen bile her zaman senin için hazırlanmış son vardır. Hazırlanan bu son bile senin büyüyüp geliştiğin çevreye göre değişiyor. Bu yüzden sen doğduğun günden itibaren sana toplumdaki çoğu norm aşılanır ve senin iclestirmen beklenir. Çünkü büyüyünce bir çeşit suç maşası oluyorsun. Bir savaşın senin yüzden çıkar yada  öldürülmüş bir adam ve bunu suçlusu sensin. Sen toplum için bir suç objesisin. Nasıl bir varlık olduğunun farkında mısın ? Değilsindir bence.
Çoğu toplum için böylesindir aslında. Dünyaya gelme amacın toplumlarda kargaşa çıkarmak olabilir mi ? 
Her insana yaratılmadan önce dünyaya gitmek isteyip istemediği soruluyormuş. Sende tutmuş dünyaya bir kadın olarak geliyorsun ve tek amacın toplumda savaş çıksın hem cinsin öldürülsun. Bunları söylemek ne kadar mümkün olabilir belki de tartışılabilir. Ataerkil toplumlar da iyi kadın masum kadın yoktur. Kadın şeytanın dünyaya gelmiş hâlidir.  İşte bu tür düşüncelerden dolayı hepimiz tehlikedeyiz. 
Ataerkil toplumlar   dünya da tehlikeler saçıyor.  Bunu sadece kadın gözüyle değil bir kedi bir köpek gözüyle de söylenebilir. Kedi ve köpeğin erkek tarafından tecavüze uğradığını söylemek iğrenç bir durumda olsa bu şuan da yaşadığımız yeryüzünde varolduğunu söylemeye engel değildir maalesef. Bu yüzden ilk bahsettiğimiz konuya dönecek olursak çocuk sahibi olduğunda onu nasıl yetiştireceğin nasıl egitecegin senin elinde bir dağ adamı da yetiştireblirsin bir âlim de  bir bilim insanı da. 
Kendi kendinin farkında ol. Eğer farkında olmazsan bu toplumdaki magandaların nereden çıktığını sormaya hakkın olmayacak. Çünkü onlar benim senin başkasının çocuğu ... 

MENİCE KAZAN

HAYAT BİR SAAT

Saati var

Mutluluğunun

Hüznün

Kırgınlığın

 Kızgınlığın

Bir saati var

Bir anda mutlu da olabiliyorsun mutsuz da

 Çünkü her duygunun bir saati var.

 Bak ben geldim demiyor.

Kapını çalmadan, senden müsaade istemeden giriyor.

Bazen bu sana iyi gelebiliyor

Bazen de tam tersi

Hayatını mahvedebiliyor.

Hiç mutsuz yada mutlu  olduğunda saatine baktın mı?

Belki de mutlu olmanın saati vardır ve farkında değilsindir.

Hayat bir saatse eğer

Mutlu olmanın saatini kaçırma

 MENİCE KAZAN



google5bf650e305f11f80.html